
Eğitim, okul sıralarından çok önce, bir çocuğun anne ve babasının elini tutup sokakta yürüdüğü o ilk anlarda başlar. Çocuğun dünyasında “öğretmen” figüründen önce, hayatı kopyaladığı ilk kahramanlar anne ve babasıdır. Bugün üzerinde çokça konuştuğumuz çevre bilinci de aslında bir biyoloji dersi konusu değil, bir “ev hali” meselesidir.
Evimizdeki Düzen, Doğadaki Geleceğimizdir
Kabul edelim; günümüzün ağır sosyolojik ve maddi koşulları bazen bizi nefes alamaz hale getiriyor. Geçim derdi, koşturmaca derken bazen en temel değerlerimizi ihmal edebiliyoruz. Ancak şunu unutmamalıyız: Evin içindeki saygı, sevgi ve samimiyet, sadece insanlar arasında kalmaz; o evin sokağa, ağaca ve denize bakışını da şekillendirir.
Eğer bir anne-baba evde tasarrufa dikkat ediyorsa, kapısının önündeki sokağı kendi evi gibi görüyorsa ve doğaya karşı merhametliyse; o çocuk için “çevreyi korumak” bir zorunluluk değil, bir yaşam biçimi haline gelir. Çünkü çocuk duyduğuna değil, gördüğüne inanır. Anne ve babasını birer rol model olarak alan çocuk, onların yere çöp atmadığını, bir çiçeği dalında sevdiğini gördüğünde karakterinin en sağlam tuğlasını yerine koymuş olur.
Zorluklara Rağmen Vazgeçmemek
Hayatın zor şartları bizi yorsa da, çevremize ve doğamıza sahip çıkmak aslında kendimize sahip çıkmaktır. Gelecek nesillere bırakacağımız en büyük miras, sadece maddi imkanlar değil; temiz bir çevre ve o çevreyi koruyacak bir “ahlak” mirasıdır. Bu bilinç ailede verilmediği sürece, dışarıdaki hiçbir eğitim tam anlamıyla kalıcı olamaz.
Biz evimizde samimiyetle doğayı seversek, çocuğumuz da o doğanın bir parçası olduğunu kavrar. Çevre bilinci; mutfaktaki atığın ayrıştırılmasından, sokaktaki can dostlarımıza bir kap su bırakmaya kadar uzanan sessiz bir eğitim sürecidir.
Biz Temeli Atalım, Öğretmen Gereğini Yapar
Sizin de bildiğiniz gibi, öğretmenler bu uzun vadeli gelişim sürecinin en büyük mimarlarıdır. Ancak bir öğretmenin, çocuğun ruhuna çevre bilincini işlemesi için; ailenin o ruhu sevgiyle ve samimiyetle hazırlamış olması gerekir.
Biz aile olarak; doğaya saygılı, çevresine duyarlı ve “yaşadığı yeri güzelleştiren” bir birey olmanın tohumlarını evde ekersek; öğretmenlerimiz o tohumu bilgiyle sular, bilimle büyütür ve koca bir çınara dönüştürür.
Kısacası; kapımızın önü temizse mahallemiz, mahallemiz temizse geleceğimiz aydınlanır. Biz evde gereğini yapalım, samimiyetimizi ve çevre hassasiyetimizi çocuklarımıza aşılayalım…
İnanın, gerisini öğretmenlerimiz zaten büyük bir ustalıkla tamamlayacaktır.
